SİZİN DEMOKRASİNİZ BU KADAR!

e-Posta Yazdır PDF

BASINA VE KAMUOYUNA

Kendine demokrat AKP, çıkarları doğrultusunda hazırladığı anayasanın referandumu için yürüttüğü kampanya sürecinde gerçek zihniyetini ortaya koymaktadır. Başbakan düşüncesini açıklayan ve muhalefet yapan tüm kesimlere devlet sorumluluğuna yakışmayan ifadeler kullanmakta ve örgütsel yapılara saldırmaktan geri durmamaktadır.

Demokratik bir anayasa yaptıklarını, örgütlenmenin ve özgürlüklerin önünü açtıklarını ifade ederken, kendileri gibi düşünmeyen kesimleri adeta linç edercesine demokrasi anlayışlarını ortaya koymaktadırlar.

Devamını oku...
 

12 EYLÜL ANAYASASINA DA, UZANTISI AKP ANAYASASINA DA HAYIR!

e-Posta Yazdır PDF

BASINA VE KAMUOYUNA

 

Bilindiği gibi kendine demokrat AKP hükümeti; Anayasa değişikliğini tek başına TBMM’den geçirmiş olup, 12 Eylül’de referandum yapılacaktır. Çok ayrıntısına girmeden değerlendirilecek olursa, bu değişiklikler 12 Eylül Anayasasının ruhu ile AKP’nin kendi ihtiyaçlarına hizmet etmeye yönelik olarak hazırlanmıştır.

 

Biz emekçiler açısından; örgütlenmenin önünü açmayan, toplu sözleşme hakkı vermesine rağmen veriliş şekliyle bugünkü yasadan daha geri bir hakkı Anayasa ile bizlere dayatan, grevi yasaklayan bir düzenlemedir. Anayasanın 90. maddesi gereği var olan grev ve toplu sözleşme hakkımız, basit bir düzenlemeyle ulusal  mevzuatta düzenlenebilecekken; daha yasakçı bir zihniyetle geri alınmak istenmektedir. Yalnızca toplu sözleşme yapar ifadesi ile nihai kararı “Uzlaştırma Kuruluna” bırakan ve yargı yolunu tıkayan bir düzenlemedir.  Hukuki, fiili ve meşru tüm yolları tıkamayı hedefleyen bu değişiklik asla kabul edilemez. Emek örgütlerinin görüşünü almadan düzenlemenin halk oylamasına sunulması oldukça düşündürücüdür.

Devamını oku...
 

DSİ KIŞLA MI?

e-Posta Yazdır PDF

BASINA VE KAMUOYUNA

DSİ Genel Müdürü Sayın Haydar KOÇAKER, internet ortamında DSİ çalışanlarına; “Philistine” adlı aylık bir derginin 1899 Şubat sayısında ABD’li yazar Elbert Hubbart tarafından yayımlanan ve hiçbir olağanüstü özelliği olmayan, sıradan bir çavuş olan Rowan’ın, ABD ve İspanya arasındaki bir savaşın tam ortasında ABD Başkanı tarafından verilen görevi, sorgulamadan, sadakatle kabullenip, o görevi yerine getirebilmek için hemen harekete geçmesinin anlatıldığı GARCİA’ya MEKTUP adlı makaleyi göndererek, “ben de makalede bahsedilen asker gibi Garcia’ya mektubu teslim edebilirim” ifadelerini içeren çalışanlarca cevaplanması istenen bir anket formu göndermiştir.

Devamını oku...
 

İŞ CİNAYETLERİ KADER DEĞİLDİR!

e-Posta Yazdır PDF

 

17 Mayıs 2010 pazartesi günü Türkiye Taşkömürü Kurumu Karadon Müessese Müdürlüğünde meydana gelen grizu patlamasında taşeron firmada çalışan 30 madenciyi kaybettik. Cenazelerin çıkarılması sürecinde üyelerimiz, Şubemiz ve Genel Merkez düzeyinde çalışmaların içerisinde olduk, olayı ve çalışmaları yakından izledik. İzlenimlerimizi ve konu ile ilgili düşüncelerimizi kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.

Madencilik, hele hele kömür madenciliği emek yoğun, ağır ve riskli iş kolu olduğu tüm kesimler tarafından bilinmektedir. Özellikle Zonguldak kömür havzası bu tanıma fazlasıyla uyan bir işletmedir. Yıllardan beri Sendikamız; TTK ve havza madenciliği konusunda duyarlılığını, toplumsal fayda ve kamusal üretim konularında sürdürdü. Yer altı kömür madenciliği riskler taşıdığı, yatırım gerektirdiği, bilgi, deneyim gerektirdiği,  işçi sağlığı ve iş güvenliğinin önemi ve havza özelliği nedeniyle TTK tarafından kamu eliyle yapılması gerekliliğini her zaman savunduk. Aynı zamanda hazırlık, üretim ve zenginleştirme faaliyetleri bir bütün olarak algılanmalı, birbirinden ayrılamaması ve TTK tarafından yürütülmesi gerektiğini, defalarca yazılı ve sözlü olarak kamuoyuyla ve Kurum yetkilileri ile paylaştık.

Ancak liberal, piyasacı iktidarlar tüm bu gerçeklere ve bilimsel verilere rağmen taşeronlaştırma ve özelleştirme politikaları tercih etmişlerdir. Bunların içerisinde AKP iktidarı en kararlı olanıdır. AKP iktidarı taşeronlaştırma ve özelleştirme politikalarını havzada uygulayabilmesi için öncelikle bilgi, deneyim ve beceri kriterlerini yok sayarak, tüm yönetim kadrolarını kendi zihniyetine uygun yandaş kişilerle doldurdu.

Devamını oku...
 

3 MART MADEN ŞEHİTLERİNİ SAYGIYLA ANIYORUZ

e-Posta Yazdır PDF

BASINA VE KAMUOYUNA

03.03.2010

Bugün 1992 yılında, Zonguldak Kozlu’da 263 madencinin hayatını kaybettiği kazanın yıldönümü. Yakın günlerde grizu kazalarına Bursa Kemalpaşa ve Balıkesir Dursunbey’de 32 şehit daha verdik. Bu 3 Martta geçmiş yıllardan daha fazla canımız acıdı.

Ağır ve riskli işkollarının başında gelen madencilik faaliyetlerinde, özellikle kömür madenciliğinde çok hassas olunması gerekir.

Ne yazık ki ülkemizde işçi sağlığı ve işgüvenliği konusundaki yasal düzenlemeler ve denetleme faaliyetlerinin bütününe bakıldığında konunun ciddiye alınmadığı ortaya çıkmaktadır.

Devamını oku...
 

İŞ CİNAYETLERİNE KURBAN GİDEN 13 CAN

e-Posta Yazdır PDF

BASINA VE KAMUOYUNA

25.02.2010

Ülkemizde işsizlik %20’ler seviyelerindedir ve bu oranla dünyanın üst sıralarındaki ülkeleri arasındayız.

Ülkemizde asgari ücret açlık sınırının altındadır. Yoksulluk ve açlık artmaktadır.

Ülkemizde işçi sağlığı işgüvenliği yönetmeliği yoktur.

Ülkemizde denetleyici kurumlar yetersiz ve donanımsızdır.

Ülkemizde kâr, insan hayatından daha öndedir.

Devamını oku...
 

SENDİKAL MÜCADELEMİZİ ENGELLEYENLERE HUKUKTAN TOKAT!

e-Posta Yazdır PDF

 

BASINA VE KAMUOYUNA

Bazı kamu kurumu yöneticilerinin Konfederasyonumuz KESK ve bağlı sendikalarına karşı önyargılı bir tutum içinde oldukları ve doğrudan ya da dolaylı biçimde sendikal faaliyetlerimizi engellemeye çalıştıkları artık herkesçe bilinen bir gerçektir.

AKP Hükümetinin göreve başladığı günden bu yana KESK ve bağlı sendikalarına yönelik baskı ve ayrımcılık artarak sürmektedir. Bu anlamda kimi zaman sürgünler, gözaltı ve tutuklamalar gündeme gelmekte, doğrudan sendikalarımızı hedef alan hakaret ve suçlamaların yanı sıra, hükümete yakın sendikalara üye olmayı dayatan uygulamalar söz konusu olmaktadır.

Devamını oku...
 

LOJMAN KİRALARINA YAPILAN ZAMMIN İPTALİ İÇİN DAVA AÇTIK!

e-Posta Yazdır PDF

BASINA VE KAMUOYUNA

12.01.2010

2010 yılına ekonomik, özlük, sendikal haklarımızın iyileştiği, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla yerleşeceği inanç ve beklentisi ile girdik. Yeni yılda geçirdiğimiz 15 günde yaşananlar beklentilerimizin tam aksini göstermektedir.

Bu yıl maaşlarımıza % 5 zam yapıldı.

Emeklilere müjde deyip verdikleri küçücük zamlar kat kat geri alındı.

Devamını oku...
 

Tekel İşçilerinin Yanındayız

e-Posta Yazdır PDF

BASINA VE KAMUOYUNA

18/12/2009

İşyerlerinin kapatılmasıyla 4/c statüsüne geçirilmek istenen Tekel işçileri üç gündür Ankara’da en demokratik hakları olan eylemler gerçekleştiriyor.

Talepleri aynı özlük haklarıyla, sendikalı olarak diğer kamu kuruluşlarında istihdam edilmeleridir. Tekel’in özelleştirilmesi ve Yaprak, Tütün İşletmelerinin kapatılmasının sorumluluğu işçilerin değildir. Sorumlu siyasi iktidardır. İşçilerin özlük haklarını korumak istemeleri en insani, en doğal haklarıdır. Bunun için yaptıkları eylem de demokratik bir eylemdir. Ağzından demokrasiyi, demokratlığı, demokratik açılımı düşürmeyen siyasi iktidar eylemi anlayışla karşılamalıydı.

Devamını oku...
 

YİNE GRİZU, YİNE CANIMIZ YANDI

e-Posta Yazdır PDF

 

BASINA VE KAMUOYUNA

Yine iş kazası, yine grizu patlaması ve 19 madenci arkadaşımızın acı ölümü. Emek ve madencilik camiasının başı sağ olsun. Ölen işçilerin ailelerine başsağlığı ve sabır diliyoruz.

Madencilik yüksek riskli, iş kazalarının yoğun yaşandığı, fazla önem ve dikkat gerektiren her kaza sonrası ölü ve yaralı sayıları fazla olan işkoludur. Bu nedenledir ki işçi sağlığı ve işçi güvenliği öncelikle ele alınması gerekir. Ne yazık ki ülkemizde işçi sağlığı ve işçi güvenliğine yeterince önem verilmemektedir. Yönetmelik çalışanların lehine değil daha çok piyasa ve ticari bir zihniyetle çıkarılmıştır. Bu yönetmelik, iş kazalarını engellemeyecek, aksine bazı kesimlere rant kapısı açacaktır.

Devamını oku...
 

9 Ekim 2009 tarihinde tta'daki sürgünlere yönelik ÖİB önünde basın açıklaması yapıldı

e-Posta Yazdır PDF
BASINA VE KAMUOYUNA


Bilindiği gibi örgütlü olduğumuz Enerji, Sanayi ve Madencilik işkolumuzda yoğun özelleştirme yaşanmaktadır.

Sendikamız ESM’nin örgütlü olduğu işkolunun ürettiği hizmetler insanlar için önemli ve yaşamsal gereksinimleri karşılamaktadır.

Sendikamız ESM ekonomik ve özlük hakları aramanın yanında; kamusal hizmet ve üretimi savuna gelmiş olup, savunmaya da devam edecektir. Onun içindir ki; özelleştirmeye karşı hukuksal ve fiili mücadeleyi sürdürmekteyiz. İçerisinde yer aldığımız “Özelleştirme Karşıtı Platformu”nu daha geniş örgüt ve taraflarıyla bu mücadeleyi büyütmek için kurduk.

Özelleştirme süreci başlayan kurumlar idari olarak öncelikle Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na bağlanarak yönetsel olarak yetkisiz ya da idari açıdan bağlı ancak istediği gibi hareket eder konuma gelmektedirler.
Devamını oku...
 
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL